4963 kez okunmuş
Bayadır bloğa bir şeyler karalamak nasip olmadı. Ne İstanbul‘muş birader diyenler olabilir aranızda. (: Aslında tatildeydim. Ama çoğunuzun da farketmiş olduğunu düşündüğüm üzere insan en çok tatilde tembellik yapıyor. Belki de öyle olması gerekiyor. Beni mazur görün. Çok yoğun bir tatildi. Çok paylaşım yapabilirim. Ama karaladıklarımın özgün – internette kolaylıkla bulamayacağınız -, kopyala-yapıştır olmayan şeyler olmasını istiyorum. O yüzden bu kadar aralıklı yazabiliyorum. Üzerinde düşündüğüm bir yazıyı sizlerin önüne koymak için inanın saatlerimi harcıyorum. Bunları düşünürken, artık bir fizik delisi olduğuma göre, sizlere fizikle ilgili konularda da bir şeyler karalamaya karar verdim. Kategori ismi olarak aklıma FİZİKOPAT geldi. Bu kelimeyi bir yerlerde duymuş olabilirim. Kendim de bulmuş olabilirim. Şu an itibariyle hatırlamıyorum. Ama hatırlarsam sizi bu konuda da bilgilendireceğimden emin olabilirsiniz.
BU karalamaları herkesin anlayabileceği şekilde anlatmaya çalışacağım. Zaten ben de henüz! çok karışık şeyler – yani size anlatamayacağım şeyler- bilmiyorum. Şu an itibariyle bilip de sizinle paylaşmak istediklerimi eminim çoğunuza anlatabileceğim. Amacım fizik ve dünyamızla ilgili bilgilerimi geliştirdikçe sizinle paylaşmak. Bu sayede hem kendi gelişimimi ilerde bir gün anmak, hem de kendimle birlikte sizi de fizik macerama dahil etmek.
DEVAMINI OKUMAK iCiN TIKLAYIN »
Şubat 6th,2009
Fizikopat | etiketler:
atom fiziği,
elektromanyetizma,
fiziğin alt dalları,
fizik,
Fizikopat,
kuantum fiziği,
mekanik,
relativite,
Termodinamik,
video |
2 Yorum
1138 kez okunmuş
Bugün akşam İstanbul‘a gidiyorum. Göz kontrolüm için. 2-3 gün kalacağım herhalde. Bu süre zarfında kendinize ve bloğuma iyi bakın. (: Döndüğümde açığı kapatırız inşaallah.
ÇOk sevdiğim bir şarkı var İstanbulla ilgili. Aşağıda sözleri var.Dinlemek için Özer ATİK‘in sitesine girebilirsiniz. Özer abinin sesi mükemmel. Onu bize tanıtan Tolga ÇEVİK şahsında bütün Komedi Dükkanı ekibine teşekkür ediyorum.
VER ELİNİ İSTANBUL
Ver elini İstanbul gezelim senle şöyle bir
Anlatacaklarım var sana, kulelerine ve çınarlarına
Bir kızı sevdim İstanbul ben ona o kırmızıya hayran
Sen kazan ben kepçe dönüyorum sokaklarında peşi sıra
Yedi tepeli kadim dostum benim
Büyüksün bilirim
Yap bir büyüklük düğümle şunun yollarını kapıma
Bana inan İstanbul tükeniyorum inceden
Bilseydim aşk böyle bir şeymiş, seviyorum der miydim önceden
Bir sızı geçmiyor İstanbul bir de sözüm geçmiyor ona
Sözüm ona sevmeyecekmiş beni günlerdir her sözüm ona
Yedi tepeli kadim dostum benim
Büyüksün bilirim
Yap bir büyüklük düğümle şunun yollarını kapıma
Düşün ki boğazına dizilmiş söylemeye yeltendiğin her söz
Mecalin yok, mecnunsun, yanıyorsun ilk defa
Düşüm orda İstanbul bir yerinde uyuyor
Yap bir büyüklük düğümle şunun yollarını kapıma
414 kez okunmuş
>> Gossip Girl diye bir diziyi izlemeye başladım. Çok hoşuma gitmedi ama maksat zaman geçsin, izliyorum.
>> Dota oynadım.
>> Çiğdem’le biraz televizyona baktık. Son Samuray vardı TRT1′de. Kendisini çok severim. Kaç kere izlediğimi hatırlamıyorum. İzlemeyen varsa kesinlikle izlesin derim.
>> Yasin, Okan ve ben oturduk biraz. Havadan sudan muhabbet ettik.
>> Okan’ı Tandoğandan almaya gittik Yasin’le.
>> Yasingideydim. Annesigiller yemek yedik. Yasin PES 2009 oynadı. Ben de o ara biraz şekerleme yaptım. Çok iyi geldi.
>> Annem aradı. Göz kontrolü için pazartesi İstanbul’a git. Arkasında da babam var. Emir büyük yerden. Büyük ihtimalle pazar gece yola çıkarım. Bakalım hayırlısı.
>> Orçun’u evine bıraktık.
>> Orçun’u okuluna götürdük. Projesini teslim etmesi için.
>> Orçun’u evine götürdük. Okula gideceği için üstünü değiştirdi.
Bunların hepsini Yasin ile birlikte yaptık. (:
>> Gözleme yedik. Ben sade yedim. Çok severim kendisini. Tabi iyi yapan olacak. O zaman dadından yinmez valla. (: Erdemlerin evin orda güzel yapıyorlar. Ama anneannem süper ötesi yapardı. Ahhhh ahhh… (Allah rahmet eylesin. Amin.)
>> Orçun uyandırdı sağolsun. Yasinle Erdem gözleme yaptırmaya gitmişler. Orçun da ortalığı toparlamış. Salatalık domates falan kesmiş. Çay demlemiş. Süper bir kahvaltı yaptık.
Günün Yorumu: İzleyecek yeni bir dizi daha buldum. Ama çok da fanatiği olacağımı sanmıyorum. Gerçi daha ilk 3 bölümünü izledim. Diziler demişken takip ettiğim dizileri belirteyim. Ya da vazgeçtim. (: Onu ayrı bir başlık da yazayım. Şimdi burda kaybolur gider.
Okan’ı bayadır görmüyordum. Onu da görmüş olmam iyi geldi. O da sınavlarla boğuşanlarımızdan. Allah herkesin yardımcısı olsun.
319 kez okunmuş
Seçmen listesinde yer alıp almadığınızı kontrol ettiniz mi? Eğer hala etmediyseniz hemen şu anda çok kolay bir şekilde bu kontrolü internet üzerinden yapabilirsiniz.
http://www.ysk.gov.tr/ysk/secmenBilgi.jsp
Tek gereken şey ise T.C. Kimlik Numaranız. Eğer T.C. Kimlik Numaranızı bilmiyorsanız aşağıdaki adresten gene kolay bir şekilde öğrenebilirsiniz.
http://tckimlik.nvi.gov.tr/
Seçme hakkımız tüm müzik marketlerde. ISRARLA İSTEYİN!
Yorumum ve ricam bu kadar. Mesajın alındığını düşünüyorum.
385 kez okunmuş

>> Blog yorumlarına baktım. Yeni bir tane gelmiş onu onayladım, bir de cevap yazdım.
>> Mailimi kontrol ettim.
>> Takip ettiğim bloglara baktım.
>> Matlab diye bir program hakkında ailemizin arama motoru google‘da arama yaptım. Kendimi geliştirmem gereken diğer bir program daha. Tatilde iyice öğreneceğime inanıyorum. Belki ilerde sizinle de paylaşırım.
>> Yasin ve Orçun‘la muhabbet ettik Orçun proje raporunu yazarken. Ne zaman bitecek bu çocuğun dünya sürgünü. (:
>> Orçun’un projesi için bir paragraflık yazının ingilizceye çevrilmesi gerekiyormuş. Yasin çevirdi. Ben “gramer” hatalarını düzelttim. Biraz daha uğraşmak gerekiyor gibi. Zira her şeyi bağlamak “için” “to” kullandık. (: İş de bu cümlede de kullanılan “için” kelimesi çeviri yaparken başımızı yaktı. (:
>> Hepberaber kahve içtik. Ondan önce de soda içmiştik.
>> Yasin, Orçun, Erdem ve ben Atatürk Orman Çiftliğine gittik. Kokoreç, midye ve lokma tatlısı yedik. Bir kere daha söylüyorum kendime: “bir daha gitme oraya“. Hiç güzel yapamıyorlar. Sadece adı kaldı oranın. Ahhh ahhh…
>> Yasin’le Dota oynadık. Bugün oynamasaydım şaşardım. Dota’yla sevgili olduk. Hergün beraberiz. Yakında bir DUR demek gerekecek gibi ya hayırlısı…
>> Erdemlere geldim. Batıkente. Orçun uyuyormuş. Yasin uyuma modunda. Erdem Dota oynuyordu. Her yerde Dota. Yeteeeeerrrr..
>> Ayşe Hocamla Kızılayda buluştuk. Lazut‘a gittik. Ordan burdan yaklaşık 2-3 saat çok güzel muhabbet ettik.
>> Uyandım. Duş aldım, gene miss gibi oldum. (: Aceleyle hazırlanıp Kızılay’a Ayşe Hocamla buluşmaya gittim.
Günün Yorumu: Gene koşuşturmayla ve Dotayla dolu bir gün oldu. Tatile gireli de 1 hafta oldu, geriye kaldı 3 hafta. Ne çabuk geçiyor zaman dedikleri. Bir şarkı sözüyle bitirelim bugünü o zaman.
Harcanıp gidiyor ömür dediğin,
Yaşlanıp gidiyor insan dediğin,
Kuruyup gidiyor ağaç bildiğin,
Tükenip gidiyor zaman dediğin.
Solup gidiyor gül dediğin,
Bedende durmuyor can dediğin,
Savrulup gidiyor yaprak dediğin,
Harcanıp gidiyor ömür dediğin.
BİR İNSAN ÖMRÜNÜ NEYE VERMELİ?
348 kez okunmuş
>> Bizim bölümdeki derslere ve kredilerine baktım. Gözüm korkmaya başladı da. (:
>> Her gün düzenli olarak yaptığım üzere gene Dota oynadım. Bugün biraz daha zorladı botlar beni.
>> İnternete dolandım. Beğendiğim bloglara yeni yazılan yazıları okudum.
>> Mailimi kontrol ettim.
>> İrşad‘la konuştuk. 2 hafta sonra onunla biryerlere gidicez gibi bakalım hayırlısı. Niyetimizi ettik. (:
>> Barcelona 2-1 Atletico Madrid maçını izledim. Barcelona baya bi eksik kadro çıkmıştı. Messi, Henry, Eto, Xavi, Valdez, Puyol … hiçbiri yoktu. Sadece Puyol’la Messi sonradan oyuna girdiler. Messi farkını hemen hissettirdi zaten. Hoca oynatsa 2-3 tane gol atardım dedi herkese. Bu adam neden dünyanın en iyi oyuncusu seçilmedi anlamıyorum.
>> Mehmetgildeydim. HD kalitesinde LCD TV’de “Hancock” filmini izledik. Coşkun, Uğur ve Orçun gecenin diğer konukları iken; Ahmet (Mehmet’in kardeşi) de ev sahipliğinde Mehmet’e eşlik etti. Bol yiyintili ve içecekli bir sinema keyfinden ötürü teşekkür ediyorum. (: Gerçi filmi daha önce izlemiştim ama sağlık olsun.
>> Bilgisayarıma Pardus‘un 2008.1 sürümünü kurdum. İlk başta baya uğraştım. Ama tek sorunumu aşınca çok kolay bir kurulum oldu. Yaşadığım sorun ve çözümünü şu forumda paylaştım. Çok tatlı bir işletim sistemi herkese tavsiye ederim. Kurulum konusunda da yardım isteyenler için elimden geleni yaparım. Haber vermeniz yeterli.
>> Annem bir paket göndermişti memleketten onu almak için Eski Garajlara gitim.
>> Ulus’tan 2 tane en büyüğünden Levrek aldım. Yarın kardeşimle pişirip afiyetle yemeyi düşünüyoruz. Nasip…
>> Pardus kurulumuyla uğraştım. İnternette haberleri okudum.
>> Baya bi geç uyandım. Ama saat kaç diye sormayın! (: Hem kaçta yattığımı soruyor musunuz? Zira dün yazıp, okuduğum şu mektuptan sonra uyuyamadım da…
Günün Yorumu: Mehmetgili (arkadaşları) özlemişim. Görüştüğümüz iyi oldu. Ayrıca bugün hep beni sevindiren olay gerçekleşti. Hatta canımı sıkan hiçbir şey gerçekleşmedi. Güzel bir gün daha diyelim. Gene de kesin vardır, Mevlam taksiratımızı affetsin.
Ocak 15th,2009
Günsüz günlük,
Ömrümün Arşivi | etiketler:
dota,
eski garajlar,
fizik mühendisliği,
hacettepe fizik mühendisliği,
levrek,
nasip,
pardus,
pardus 2008.1,
taksirat |
Yorum Yok. ilk Siz Olun!
696 kez okunmuş
Az önce Penguen dergisinin eski sayılarından birinde okuduğum Altay Öktem yazısını sabahın ilk saatlerinde tekrar okumak gafletinde bulundum. Evet gaflet! Yavaş yavaş gelmekte olan uykumu alenen sopayla kovaladı bu yazı. Uykum gitti mi gider, tutana aşk olsun… Bu saatte okuyan olur mu bilmiyorum (aslında biliyorum) ama bence okuyunca sizin de uykunuzu biraz kovalar bu yazı. İşte o Mektup:
Rüyalarım beni yalancı çıkarmazsa bu yaz, olmadı bir dahaki sonbahar yanında olurum. Hiç konuşmam, sadece elimle yanağını okşarım.Okşarım ve çekip giderim istersen. Gecedir büyük olasılıkla. Gökyüzünde bir tek yıldız bile yoktur. Hafif bir rüzgar esiyordur ve uzaklarda bir iki minik ışık yanıp yanıp sönüyordur. Nedenini bilmiyorum; uzaklardaki ışıklar yanıp yanıp sönerler. Göz yanılgısı mıdır bu, fizik kuralı mıdır, yoksa özellikle mi öyle görürürüz? Yani bilinçaltımız yanıp yanıp sönmesini mi uygun bulmuştur ışıkların, bilemem. Ama bildiğim bir şey var; eğer rüyalarım beni yalancı çıkarmıyorsa geleceğim.
Çünkü insanda alışkanlık yaratan hiç bir şey gerçek değildir ve hiçbir AŞK yarım kalmaz. Kalamaz. Ölmeden önce, en geç ölmeden birkaç dakika önce tamamlanır. Ütopyalarsa gerçektir. Biz gerçeğin neresinden tutacağımızı bilemeyiz sadece. Bu ütopyanın değil, bizim suçumuzdur. Suç değil de hata diyelim. Çünkü herkes hata yapabilir, masum bir şeydir hata. Suç ise herkese göre değildir. Her babayiğidin harcı değildir yani.
Mesela her erkek, hayatının bir döneminde, en azından bir kadını öldürmüştür. Suç mudur bu? Suçsa, bu kadar doğal ve tekdüze bir suç, bu kadar pervasızca, umursamazca nasıl işlenir? Ölen bir ölü biçiminde devam eder yaşamaya. Öldüren suçluluk duygusundan değil, kendi hayatının daralan yerlerinden başlar sıkılmaya. Çünkü her öldürme eylemi, hayatın bir yerini daraltır. Kimisi öyle bir daraltır ki, öldüren sıkışır kalır orada, ölmekten beter olur! Ölenle ölünmez, evet! Ama öldürenle ölünür.
Kadınlar kendinden bir önceki kadını öldüren erkekleri sever. Her kadın acıya meyillidir. Acıyı çekmek için değil ama! Çünkü acı, çekilen ve çektirilen bir şey değildir ki. Çoğaltılan, yayılan, kazınan, kızıştıran, zevk veren, zevk verdirten, delirten, yırtan, yakan bir şeydir aynı zamanda. Acıyla şaka olmaz. Acıyı yakından tanıyan herkes, hele de ömrünün bir döneminde, en azından bir kadını öldürmeyi becerebilmişse, yazın, olmadı sonbaharda, aniden çıkabilir karşınıza.
Yazmak! böyle bir şey üstadım. Bizimki; “karalamak olsa gerek” derken bile korka-yazmak olsa gerek.
Ocak 14th,2009
Beğendiklerim,
Günsüz günlük | etiketler:
acı,
Altay Öktem,
aşk,
erkek,
kadın,
karalamak,
Mektup,
öldürmek,
yazmak |
8 Yorum
269 kez okunmuş
>> Hala bilgisayar başındayım. Bu yazıyı yazıyorum.
>> Dünki ömür arşivimi, dün internetim olmadığı için ya da ben kullanamadığım için yeni yazabildim.
>> Dota oynadım. Bu sefer sadece bir el oynadım. Yaklaşık yarım saat sürdü.
>> Çiğdem‘le (kardeşimle) beraber televizyon seyrettik. Bu sıra çok meşhur oldu ya bir program “Yemekteyiz“. Onu izledik. Ordaki yarışmacıları elime verecekler varya… Neyse…
>> Abisinin bitanesi sağolsun peynirli börek yapmış. Onu yedik.
>> Çok güzel bir haber aldım. Çok mutlu oldum.
Önce Çiğdem‘le, sonra annemle ve sonra da arkadaşlarımla paylaştım. Sizinle de 1 hafta içinde paylaşacağım inşaallah. Şimdi beklemesi gerekiyor. “Sorma neden?” 
>> Markete börek için yufka almaya gittim. Gitmişken kendime sigara da aldım. Çok içiyorum gene ya bakalım hayırlısı. Bir sigaram var. ):
>> Yasin‘i uğurladım.
>> Yasin bize geldi. Sınavdan çıkmış. Prince Of Persia 4 oynadık. İlk 3 bölümü geçtik. Devamı için Yasin’i bekliyorum.
>> Duş aldım. Miss gibi oldum.
>> Bilgisayarıma yeni baştan format attım. Evet yeni baştan. 
>> Bios ayarlarını ben yapıyormuşum ama yaptıktan sonra kaydetmeden çıkıyormuşum. Bu sorunu anlar anlamaz düzelttim ve yeni baştan format attım. Tabii önceki 2 işletim sistemini de silerek. (:
>> TTnet yekililerini aradım. Tahir diye biriyle görüştüm sorunumu anlattım. Çok anlayışlıydı sağolsun. “Deli mi bu? Çattık yine!” falan demedi. Sakin sakin dinledi ve tak diye sorunumu bulup çözmeme yardımcı oldu.
>> İş de sorunum: Modem kendini resetlemiş. Tahir (adamla tanış olduk valla) modemimin markasını sordu. Sonra “wpı=8, wcı=35, protokol=pppoe yazman gerekiyor” dedi ve en derin minnetlerimi sunduktan sonra telefonu kapattık. Sorunum halledilmiş oldu. Artık internete girebiliyorum. “Oleyyy”, “yaşasın” ve bilumum sevinme replikleri. 
>> Uyandım. Elimi yüzümü bile yıkamadan bilgisayarı açtım. İnternete hala giremiyorum.
Günün Yorumu:
Bilgisayarla ilgili karşılaştığım bir sorunu daha çözmüş olmamın mı yoksa aldığım haberin mi beni bu kadar mutlu ettiğini biliyorum. Aslında bu şekilde başlayan cümleler böyle bitmez değil mi? Ama bu bitsin. Çok mutluyum. Rabbim bu mutluluğu bozmasın ve çevremdekilere de versin inşaallah. (Çevremdekiler= “Ailem, arkadaşlarım, kardeşlerim, dostlarım, abilerim ve ablalarım
, tüm Ümmeti Muhammed“)
486 kez okunmuş

Bugünümü aslında sizlerle dün bu saatlerde paylaşmak isterdim ama olmadı. Neden mi olmadı? Cevabı ömür arşivimde… (:
>> Müzik dinleyerek uykuya daldım.
>> ODTÜ Fizik Bölümünde öğretim görevlisi olan Çağlar TUNCAY‘ın yazdığı “Fiziğin F’si” adlı kitabı daha önce okumuştum. Canım sıkıldığı ve yapacak başka bir şey bulamadığım için kitabın hoşuma giden kısımlarını tekrar okudum. Fizikle ilgilenenlerin okumasını tavsiye ederim.
>> “Kelebek ve Dalgıç” diye bir film izledim. Bu filmi şiddetle tavsiye ediyorum. İnsan hayatının ve elinde olanların kıymetini anlıyor.
>> Dota oynadım. Baya oynadım. (: Bilgisayar hata verdi sonunda, öylelikle kapatabildim.
>> İnternette dolanamadım. Bilgisayarım internete bir türlü girmiyordu.
>> Kabloları kontrol ettim.
>> Modemin üzerindeki bilgi ışıklarını kontrol ettim. Hatta telefon çalışıyor mu diye bile baktım.
>> Ağ bağlantılarında yapabileceğim tüm ayarları kontrol ettim.
>> Akşam olmasaydı bağlantılarda sorun mu var diye TTnet yetkililerini arayacaktım, haliyle arayamadım.
>> Bilgisayarıma format atmaya kalktım. Ama bir türlü bios ayarlarını değiştiremeğim için direk format atamadım.
>> Windows CD’sinden direk yüklemeye başlayınca C sürücüsüne ön yükleme yaptığı için, bu sürücüyü silemedim. Önümde 2 seçenek vardı ya C sürücüsüne ikinci bir windows kuracaktım, ya da başka bir sürücüye yeniden windows kuracaktım. Farkettiğiniz üzere herhalukarda da bilgisayarımda 2 işletim sisitemi kurulu olacaktı ki oldu. 
>> Yeni bir sürücü yaratıp! (E sürücüsü) buraya windows kurdum. Yaklaşık olarak 1-1buçuk saatimi aldı. Bu sürücüye kurduğum windowsu çalıştırdım. Driver’larını yükledikten sonra yeniden başlattım. Gene internete giremedim. Sorunun windowsumdan kaynaklanmadığını anladım bu sayede. Biraz! zahmetli oldu ama neyse. 
>> Uyandım bir şeyler atıştırıp bilgisayarı açtım. İnternete giremedim. Ne olmuş olabilir acaba diye düşünürken aklıma gece adobe pdf okuyucu güncelleştirme yaparken elektiriklerin kesildiği geldi. Güç kaynağım olmasına rağmen güncelleştirmenin bitmesini beklemeden bilgisayarı kapatmıştım.
İnternete girebildim mi? Girdiysem nasıl girebildim? Cevabı ertesi günki ömür arşivimde…
Günün Yorumu: Okuduğum kitap ve izlediğim filmi saymazsak bilgisayar sorunlarıyla uğraştığım (internet sorunu) hafif boş bir gündü. Hem internetim olmadığı için canım sıkıldı, hem de doğru düzgün başka bir şey yapamadım. Sınav sonucu henüz açıklanmadığı için olsa gerek tatil moduna geçemedim bir türlü. Hayırlısı…
Ocak 14th,2009
Günsüz günlük,
Ömrümün Arşivi | etiketler:
adobe,
dota,
fiziğin f'si,
fizik bölümü,
format,
kelebek ve dalgıç,
odtü,
ttnet,
windows |
1 Yorum
510 kez okunmuş
Yan resimde logosunu gördüğünüz üzere hazır script olarak ben wordpress‘i kullanıyorum. Size de wordpress kurulumunu anlatacağım.
Bu dersimizde öğrenceğimiz başlıklar:
1-) Localhost kurulumu
2-) Database oluşturma
3-) Localhostta wordpress (blog) kurulumu.
Gerekli yüklemeler:
1-) Easyphp
(yüklemek için tıklayın) 12.8 Mb
2-) Wordpress’in Son Türkçe Sürümü
(yüklemek için tıklayın) 1.8 Mb
Gerekli yüklemeleri dosyalarını indirdikten sonra rar’dan çıkardıysanız kuruluma geçebiliriz.
DEVAMINI OKUMAK iCiN TIKLAYIN »