<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çağrı sümer - bregma - &#187; kadın</title>
	<atom:link href="http://bregma.org/tag/kadin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://bregma.org</link>
	<description>Ömür uzamaz, ihtiyarlık uzar!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Sep 2009 08:00:05 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.1</generator>
		<item>
		<title>Altay Öktem&#8217;den Mektup</title>
		<link>http://bregma.org/altay-oktemden-mektup/</link>
		<comments>http://bregma.org/altay-oktemden-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 14 Jan 2009 04:15:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>bregma</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beğendiklerim]]></category>
		<category><![CDATA[Günsüz günlük]]></category>
		<category><![CDATA[acı]]></category>
		<category><![CDATA[Altay Öktem]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[karalamak]]></category>
		<category><![CDATA[Mektup]]></category>
		<category><![CDATA[öldürmek]]></category>
		<category><![CDATA[yazmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://bregma.org/?p=206</guid>
		<description><![CDATA[4329 kez okunmuş Az önce Penguen dergisinin eski sayılarından birinde okuduğum Altay Öktem yazısını sabahın ilk saatlerinde tekrar okumak gafletinde bulundum. Evet gaflet! Yavaş yavaş gelmekte olan uykumu alenen sopayla kovaladı bu yazı. Uykum gitti mi gider, tutana aşk olsun&#8230; Bu saatte okuyan olur mu bilmiyorum (aslında biliyorum) ama bence okuyunca sizin de uykunuzu biraz [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[
<p class="sayac_bilgi">4329 kez okunmuş</p>
<p>Az önce <strong>Penguen</strong> dergisinin eski sayılarından birinde okuduğum <strong>Altay Öktem</strong> yazısını sabahın ilk saatlerinde tekrar okumak <strong>gaflet</strong>inde bulundum. Evet <strong>gaflet!</strong> Yavaş yavaş gelmekte olan uykumu alenen sopayla kovaladı bu yazı. Uykum gitti mi gider, tutana aşk olsun&#8230; Bu saatte okuyan olur mu bilmiyorum (aslında biliyorum) ama bence okuyunca sizin de uykunuzu biraz kovalar bu yazı. İşte o <strong>Mektup</strong>:</p>
<blockquote><p>Rüyalarım beni yalancı çıkarmazsa bu yaz, olmadı bir dahaki sonbahar yanında olurum. <strong>Hiç konuşmam, sadece elimle yanağını okşarım.</strong>Okşarım ve çekip giderim istersen. Gecedir büyük olasılıkla. Gökyüzünde bir tek yıldız bile yoktur. Hafif bir rüzgar esiyordur ve uzaklarda bir iki minik ışık yanıp yanıp sönüyordur. Nedenini bilmiyorum; uzaklardaki ışıklar yanıp yanıp sönerler. Göz yanılgısı mıdır bu, fizik kuralı mıdır, yoksa özellikle mi öyle görürürüz? Yani bilinçaltımız yanıp yanıp sönmesini mi uygun bulmuştur ışıkların, bilemem. Ama bildiğim bir şey var; eğer rüyalarım beni yalancı çıkarmıyorsa geleceğim.<br />
<span style="color: #0000ff;"><strong>Çünkü insanda alışkanlık yaratan hiç bir şey gerçek değildir ve hiçbir AŞK yarım kalmaz.</strong></span> Kalamaz. Ölmeden önce, en geç ölmeden birkaç dakika önce tamamlanır. Ütopyalarsa gerçektir. Biz gerçeğin neresinden tutacağımızı bilemeyiz sadece. Bu ütopyanın değil, bizim suçumuzdur. Suç değil de hata diyelim. Çünkü herkes hata yapabilir, masum bir şeydir hata. Suç ise herkese göre değildir. Her babayiğidin harcı değildir yani.<br />
<strong>Mesela her erkek, hayatının bir döneminde, en azından bir kadını öldürmüştür.</strong> Suç mudur bu? Suçsa, bu kadar doğal ve tekdüze bir suç, bu kadar pervasızca, umursamazca nasıl işlenir? Ölen bir ölü biçiminde devam eder yaşamaya. Öldüren suçluluk duygusundan değil, kendi hayatının daralan yerlerinden başlar sıkılmaya. Çünkü her öldürme eylemi, hayatın bir yerini daraltır. Kimisi öyle bir daraltır ki, öldüren sıkışır kalır orada, ölmekten beter olur! <span style="color: #ff0000;">Ölenle ölünmez, evet! <strong>Ama öldürenle ölünür.</strong></span></p>
<p><span style="color: #0000ff;"><strong>Kadınlar kendinden bir önceki kadını öldüren erkekleri sever.</strong></span> Her kadın acıya meyillidir. Acıyı çekmek için değil ama! Çünkü acı, çekilen ve çektirilen bir şey değildir ki. Çoğaltılan, yayılan, kazınan, kızıştıran, zevk veren, zevk verdirten, delirten, yırtan, yakan bir şeydir aynı zamanda. Acıyla şaka olmaz. Acıyı yakından tanıyan herkes, hele de ömrünün bir döneminde, en azından bir kadını öldürmeyi becerebilmişse, yazın, olmadı sonbaharda, aniden çıkabilir karşınıza.</p></blockquote>
<p><strong>Yazmak!</strong> böyle bir şey üstadım. Bizimki; &#8220;karalamak olsa gerek&#8221; derken bile korka-yazmak olsa gerek.</p>
</p>
			<p><a href="http://bregma.org">çağrı sümer - bregma -</a> &copy; 2012 | 
			8 yorum | <a href="http://bregma.org/altay-oktemden-mektup/">yazının devamı &raquo;</a></p>
		]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://bregma.org/altay-oktemden-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

